Mutluluk

Zülfü Livaneli
Remzi Kitabevi;
2007, 39. Basım,
343 sayfa,
Türkçe







Günümüz Türkiye'sinin içinden bıçak gibi geçen bu romanda üç kişiyle tanışıyoruz. Van gölü kıyısındaki kasabada, tecavüze uğramış oan on yedi yaşındaki Meryem, evlerinin 'izbe' denilen ambarına kilitlenmiş durumda yazgısını düşünmektedir.

İstanbul'un tanınmış profesörlerinde Harvard mezunu ve varlıklı İrfan Kurudal, Boğaz'a bakan evinde yaşamını kökten değiştirme planları yapmaktadır.

Cemal ise Gabar dağlarında PKK takibinde, ateş altındadır.

Yaşam bu üç kişinin yolunu garip bir rastlantıyla birleştirir ve birbirlerinin ruh fırtınalarını daha yakından tanırlar.

Mutluluk hem bir dönem romanı; hem kentiyle kasabasıyla, İstanbul'u ve Ege'siyle bugünkü Türkiye'nin tanığı, hem de anlattığı kişilerinin psikolojik derinliklerine ulaşan bir başyapıt.

Meryem'i, İrfan'I, Cemal'i hiçbir zaman unutamayacaksınız.

Zulfu Livaneli’nin Amerika’da BLISS adiyla basilan MUTLULUK adli romanini okuyan 5 yabancinin ilginc yorumu:

A glimpse into a changing world
By Umberto "Book Lover" (USA)

With his genius book, Livaneli has opened a window to the world that is becoming more and more puzzling for the West. He created three strong characters representing the three layers of Turkish society, the innocent, the ignorant and the intellectual, all lost and confused in their own way, looking to find happiness and self-acceptance. I highly recommend it.

Hopelessness everywhere, March 15, 2007

By C. Hagg "gina_sf" (San Francisco)

I read this book during my visit to Istanbul. I have heard many Turks complain bitterly about the Kurds who immigrated to the ghetto sections of the city where they have setup shacks like those mentioned in the book. Also, the city buses can't pass through their neighbourhoods after 7pm because the occupants of these neighbourhoods have been throwing molotov cocktails at the buses or taxis which venture through them. It is true that there is a lot of bitterness in Turks, and any mention of Kurds also being human are met with insults and anger towards the person who mentions such things. I have heard one woman who was sitting next to me in such a bus trip say to me after | asked why the bus wasn't passing through the neighbourhoods after 7pm, "they come to our city, eat our food, take our money and bomb us." There is also a Turkish mafia, very strong (drug traffic, gambling etc) and visible in the city is said to be populated by Kurds. I don't know how much of this is true. But, until I read this book, not one person told me why Kurds have migrated to the western parts of turkey in such numbers. It is because their villages were burned by Turkish military, so that the PKK (Kurdish liberation army) won't be able to hide among the ordinary Kurds.  It is a sad story. Having to leave their villages, and finding prejudice and hatred everywhere they go, (and it is easy to understand ordinary Turks fears also), | have no idea what the solution is to this problem.

But, Kurds who are from the south-eastern region of turkey seem to be the ones who are most stuck with these honour issues which result in terror, violence, and murder towards women, children and at times men. If a young woman elopes with her beloved because her father gives her hand in marriage to a man she doesn't love, the woman and her beloved are both killed, or if the family decides, and there is a girl in the other family, they take that girl for a brother in the family. They have a twisted understanding of honour. But, | think this is also due to feudal system of property owners who own the soil and everything under and above it including humans in these parts of the country. They don't want their autonomy to end. They are the gods, dictators, and the rulers of that part of the country. That's why they force tradition and honour on their subjects. If a brother or father doesn't kill her daughter who ran away, the family is subjected to insults, can't work, can't even buy bread in his village, and is in a way ex-communicated from his tribe until he clears his honour. This is the kind of people who move to Istanbul, a city which is filled with western ideology, and carry no such notions of religion or honour, and astonished by what these new immigrants bring.

An unforgettable book!, October 30, 2006
By Cigdem Brown (Oakland, CA)
   
I read "Bliss" first in 2002 from the original language it's written, Turkish. I was mesmerized by it, touched my heart, my soul. Ever since, I read it over and over again and I have been waiting for it to be translated into English so I can share this wonderful book with my friends, and everybody I know and do not know. An excellent translation! If you read a book a year, this should be your "only" one. BLISS is a deeper look into human soul. A universal search for happiness. The characters are so vivid, you can see them, feel them, be them. Universal in the sense of soul searching, but also gives an accurate and great overall picture of Turkey today.

Nick Porcaro, October 19, 2006
By Nicholas C. Porcaro (USA)
   
This is a book that has many layers of associations and messages. The subject of honour killing is certainly important enough and Livaneli has the courage to expose this albeit remote disgraceful practice in eastern Turkey for what it is. However, the liberation of women, the complex head covering issue and the loss of values so prevalent in burgeoning upper middle class of the big cities of Turkey is brought together through authors' artistry and skilful character development and juxtaposition. Unfortunately this painfully misunderstood country may suffer even more in the eyes of its western readers by this subject matter but that in itself is a testimony of its accelerating progress.

Poetic, engaging and beautiful, October 19, 2006
By Anne Miller (New York, NY)

One of the best books I've read recently. The story of Meryem, a teenage girl raped by her uncle and condemned to death by her family in contemporary Turkey is moving and engaging at the same time. I highly recommend this book to anyone who wants a great read.
 

'Mutluluk' Fransa'da ayın kitabı seçildi

Fransa’da 2 bin kütüphane, Zülfü Livaneli’nin "Mutluluk" adlı romanını "Ayın Kitabı" seçti

7 Nisan 2006 Cuma, Milliyet

Zülfü Livaneli’nin son romanı "Mutluluk", 23 Şubat 2006’da Fransa Gallimard Yayınevi tarafından, "Delivrance" adıyla yayımlandı. Delivrance, Herkes İçin Kütüphaneler Derneği’nin (Bibliotheques Pour Tous) aylık edebiyat dergisi "Notes Bibliographiques" tarafından Fransa’da ayın kitabı seçildi.
Herkes İçin Kütüphaneler Derneği, Fransa’da kamuya açık, 2 bin özel kütüphanenin oluşturduğu bir ağı yönetiyor. ’Notes Bibliographiques’in 1 Nisan 2006 tarihli sayısında Zülfü Livaneli ve kitabı hakkında bir yazı yayımlandı.
Yazıda, "Delivrance", "Çağdaş Türkiye’nin karmaşık gerçekliğini yansıtan muhteşem bir roman" olarak değerlendirildi. Dergide çıkan yazıda "Mutluluk" romanı ve yazar Zülfü Livaneli hakkında şu görüşlere yer verildi:
"1946 doğumlu Zülfü Livaneli, ülkesi Türkiye’de önemli bir şahsiyettir. Film ve tiyatro müzikleri bestecisi, yüzlerce şarkının söz yazarı ve yorumcusu olan Livaneli’nin her konseri, yarım milyon dolayında seyirci toplamaktadır. Livaneli aynı zamanda, 1987 ve 1989 Cannes Film Festivali’nde gösterilmiş olan filmlerin de yapımcısıdır. İki gazetede yayınlanan köşe yazıları toplanmış ve iki cilt halinde yayınlanmıştır. Almanca ve Türkçe metinleri ve notları, Almanya’da yayınlanmıştır.
Hoşgörü ve çoğulculuk için çalışan bu büyük hümanizma adamı, inançlarını sanatsal hayatına yansıtmıştır. Müziği, ’barış, hoşgörü ve uluslararası anlayış mesajları’ ile doludur. 1987 yılında, Mikis Theodorakis ile birlikte Türk-Yunan dostluğunun savunucusu olmuştur. 1996 yılında, UNESCO’nun kültür alanında iyi niyet elçisi olarak seçilmiştir. ’Mutluluk’, Livaneli’nin üçüncü romanıdır."
"BÜYÜK BİR SÜRPRİZ OLDU"
Zülfü Livaneli AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de 2003 yılında çıkan kitabın Türk okurundan da büyük bir ilgi gördüğünü kaydetti. Kitabın 14 dile çevrilerek, haklarının 14 ülkeye satıldığını kaydeden Livaneli, şubat sonunda da Paris’te "Delivrance" adıyla yayımlandığını belirtti.
Mutluluk kitabının Fransız basınından çok iyi eleştiriler aldığını da ifade eden Zülfü Livaneli, şunları söyledi:
"Mutluluk kitabının 2 bin kütüphane tarafından ayın kitabı seçilmesi benim için de büyük bir sürpriz oldu. Bu kadar kısa zamanda bunu beklemiyordum. Tabii, Türk edebiyatı adına da, kendi kitabım adına da çok mutluyum. Çünkü, Türkiye’nin zaman zaman pek de hoş olmayan haberlere konu olmasının yanında, batı basınına sanatıyla, kültürüyle konu olması güzel bir olay."

Livaneli'ye ABD'den 'Mutluluk'

02/03/2007, Radikal Gazetesi

DHA - NEW YORK - Zülfü Livaneli, 'Mutluluk' adlı kitabı için Barnes&Noble'ın verdiği 'Yeni büyük yazarları keşfedin' ödülünü New York'ta aldı.
ABD'de 'Bliss' adıyla yayımlanan 'Mutluluk' kitabıyla Barnes&Noble'ın İngilizce dışında yazılmış ilk esere verdiği ödülü kazanan ilk Türk olan Livaneli "Amerika gibi, yılda 175 bin kitabın yayımlandığı bir pazarda, benim kitabımın böyle bir ödüle layık görülmesi ve tek yabancı olarak bu ödülü almak beni çok mutlu etti" dedi.
Livaneli, romanının, filme çekileceğini de söyledi.

Livaneli'nin Kitabından Uyarlanan 'Mutluluk' Filminin Galası Yapıldı

Yönetmenliğini Abdullah Oğuz'un Yaptığı Başrollerinde Talat Bulut, Özgü Namal, Murat Han, Lale Mansur ve Mustafa Avkıran'ın Paylaştığı Mutluluk Filminin Galası Levent'teki Kanyon Alışveriş Merkezi'nde Yapıldı. Film Zülfü Livaneli'nin Aynı Adı Taşıyan Kitabından Beyazperdeye Uyarlanan "Mutluluk", 16 Mart'ta Vizyonda.

Yönetmenliğini Abdullah Oğuz'un yaptığı başrollerinde Talat Bulut, Özgü Namal, Murat Han, Lale Mansur ve Mustafa Avkıran'ın paylaştığı Mutluluk filminin galası Levent'teki Kanyon Alışveriş Merkezi'nde yapıldı. Film Zülfü Livaneli'nin aynı adı taşıyan kitabından beyazperdeye uyarlanan "Mutluluk", 16 Mart’ta vizyonda.

Galaya katılan Zülfü Livaneli, filmi her izleyişinde yeniden etkilendiğini ve duygulandığını söyledi. Livaneli, "Yani benim yazdığım romandan ancak bu kadar güzel film yapılabilirdi. Bütün oyuncuları, yönetmeni ve emeği geçen herkesi kutluyorum" dedi.

Filmin yönetmeni Abdullah Oğuz da "Mutluluk" romanını okuduğunda "Ben bu hikayeyi beyazperdede görmek istiyorum" dediğini ifade ederek, "Film, Türkiye'nin hem geleneksel, hem de modern yüzünü biraraya getiren bir yolculuk ekseninde ilerliyor.Çok para harcadık başarılı olmasını istiyorum" şeklinde konuştu.

Oğuz, filmin yaklaşık 8 hafta süren çekimlerinin İstanbul, Marmaris, Bodrum ve Karaman'da gerçekleştirildiğini bildirdi.

Duygularına hakim olamayarak ağlayan filmin başrol oyuncularından Özgü Namal da galaya 100 yıllık olduğu öne sürülen bir kaftan ile katıldı. Namal, "Edebiyat uyarlamaları bizim ülkemizde çok yapılan birşey değil ama umarım iyi olur, yolu açık olur" dedi.

FİLMİN KONUSU

Film, Meryem’in perişan ve baygın halde, bir göl kenarında bulunmasıyla başlar. Ailesi kızlarının bir namussuzluk yaptığını düşünerek töre gereği öldürülmesine karar verir. Öldürme görevi ise yakın akrabası Cemal’e verilir. Çıktıkları ölüm yolculuğunda, Meryem ve Cemal’in yolları, Profesör İrfan Kurudal’la kesişir. Bu karşılaşma üçünün de kaderlerini değiştirecek mutluluğa doğru bir yolculuğun başlangıcı olur.